30 Mart 2013 Cumartesi
0 yorum

Emily McKay Çiftlik Kitabı Röportajı




























Arka kapaktan
Lily ve ikiz kız kardeşi Melin bir planları vardır: Onları çevreleyen elektrik tellerinin arkasına geçip, özgürlüğe kavuşmak...Mel çevresindekilerle hemen hemen hiç konuşmamasına rağmen, diğerlerinin dikkatini çekmeyen şeyler, otistik oluşu sayesinde onun gözünden kaçmaz, elektrikli tellerin hangi kısmının geceleri devre dışı olduğu gibi... Çitleri geçmek kolay olmayacaktır fakat Lily planladığı kaçış için gerekenleri toparlarken tanıdık bir yüzle karşılaşır.

Carter, Lilynin karantina başlamadan önceki günlerden bir arkadaşıdır. Uzun bir müddet yakalanmamayı başardığı için çiftliğin dışındaki dünyayla ilgili birçok işe yarar bilgi edinmiştir. Ancak çiftlikteki herkes gibi Carter da dışarının insanlar için çiftlikten daha tehlikeli olabileceğini bilir.


Acaba bu üç yoldaş dışarıda onları bekleyen Ticklerden kaçmayı başarabilecekler mi? Birbirlerine tutunarak özgürlüklerine kavuşabilecekler mi? Yoksa tekrar vampirlerin ellerine mi düşecekler?

Müthiş bir macera ve kaçış öyküsü sizleri bekliyor.
----
Emily McKay’in gençlik edebiyatı türündeki ilk kitabı, Çiftlik, kapağından anlaşıldığı üzere; ürkücü ve heyecanlı bir roman.
Lily, Mel ve bir kısmı da Carter tarafından aktarılan hikaye, yakın gelecekte kıyamet sonrasında geçiyor. Yanlış giden bir bilimsel deney sonucu insanlar vampire değil ama kan içen ve Tick denen yaratıklara çevrilmişlerdir. Bu yaratıklar canavardır ve canavarlar gibi görünmektedir. Bu tehdit ortaya çıktığında Lily ve otistik ikiz kız kardeşi Mel, diğer birçok gencin yaptığı gibi Çiftlik’e sığınmışlardır. O zaman bunun kendi korunmaları için olduğuna inandırılmış ancak zaman geçtikçe esas amacın kanları için toplandıkları olduğu ortaya çıkmıştır.  On sekiz yaşına gelenler ortadan kaybolmaktadırlar ve onların Çiftlik’ten ayrıldıkları söylenmektedir ama Lily bunun doğru olup olmadığını öğrenmek için beklemek niyetinde değil. Bir kaçış planı yapar ve tam uygulamaya koyduğu sırada geçmişinden bir çocuk çıkagelir, Carter.
Carter bir isyancıdır ve Lily’i tamamen başka bir sebepten dolayı aramaktadır, insanlığı kurtarmak! İlk başlarda Lily’den birçok şeyi gizlemek durumundadır çünkü Lily’nin ilk amacı Mel’i korumaktır.  Ve tabii ki yoğun, heyecan verici ve sürükleyici bir macera okuru beklemektedir. Ayrıca küçük bir aşk hikayesi de konunun bir parçasıdır, okur daha ne isteyebilir ki...
Yazar, kurduğu dünyayı okura tam olarak anlatabilmek ve içine alabilmek için özel bir çaba sarf etmiş. Tam da bu sebeple biraz yavaş başlıyor hikaye.  Detaylı anlatılan bu dünyanın tüm korkunçluğu ve çarpıklığı gözler önüne seriliyor ama yine de adeta gözünüzde canlanan bu dünya, yaratılan karakterlerin önüne geçemiyor. Kitabın en etkileyici yanı, korkunç vampirleri, zombileri değil, macera dolu kaçış hikayesi ya da ürkütücü dış dünya da değil, en etkileyici yanı kesinlikle; en küçük roldeki karakterin bile son derece özenle yaratılmış olması, Lily, Mel ve Carter’ın gerçeklikleri, derinlikleri ve okur ile kurdukları güçlü bağ.
Kitabın yazarı Emily McKay ile vampirlere son zamanlarda alıştığımızdan farklı, korkutucu bir bakış açısı sunan ve karakterleri ile göz dolduran kitabını ve hikayesini konuştuk...

Beni kırmayıp bu sohbeti kabul ettiğiniz için önce teşekkür ederim. Çiftlik kitabınız Türkiye’de Kasım Ayında yayımlandı, Amerika’daki yayımlanma tarihinden bile önce. Bu nedenle Türk okurları için yeni bir yazarsınız, bize biraz kendinizden bahsedebilir misiniz? 

Tam zamanlı bir yazar ve anneyim. Ailemle ve tavuklarımızla birlikte, bahçeyle uğraşmaya bayıldığım ve kitaplarımı yazdığım Teksas’ın tepelerinde bir yerde yaşıyorum. Seyahat etmeye, okumaya ve fırında birşeyler pişirmeye bayılıyorum. Film seyretmeyi de çok seviyorum ama buna artık, pek fazla zaman ayırabildiğimi söyleyemeyeceğim.

Siz aslında on bir adet kitabı bulunan ve bu kitapları birçok dile çevrilmiş, bir aşk romanı yazarısınız, hatta herhangi bir aşk romanı yazarı değil, RITA Ödülü adaylığı bulunan bir yazar. Ve şimdi bu parlak gençlik edebiyatı romanı... Çiftlik’i yazmak nereden aklınıza geldi, sizi bu türe yönlendiren neydi? 

Öncelikle Çiftlik vebenimle ilgili güzel sözleriniz için teşekkür ederim!
Gençlik edebiyatı okumayı seviyorum. Şu sıralar epey de ilgi çekici bir tür;  ben de bu türde ve içinde vampirler bulunan ama korkutucu bir kitap yazmak istedim. Çünkü,  eğer vampirler gerçektan daha hızlı, güçlü ve akıllılar ise bize aşık olmazlar, bizi beslenmek üzere yetiştirirler diye düşünüyorum. Bu düşüncem de kitabın çıkış noktası oldu.  Ama aynı zamanda, insanların karanlık zamanlara tepkilerini görmek istedim. Ve tabii bir de, işler  yolunda gitmediğinde sevdiklerimizi koruduğumuz gerçeği var. Bunların hepsi bir araya gelince hikaye oluşmuş oldu.

Bu kitap, vampirlerin, zombilerin, bir salgınıın ve yanlış giden bilimsel araştırmanın bir karışımı ve oldukça korkutucu. Ve birde kitabın anlatımında farklı bakış açıları var; özellikle Lily’nin otistik kız kardeşi Mel’inki. Bilimsel taraflar ve bir otistiğin perspektifini yansıtabilmek ve tabii bu kombinasyonu doğru sunabilmek için, ne gibi araştırmalar yaptınız?

Otizm ile ilgili araştırmalarım, kendi özel hayatımdan geliyor diyebilirim; otistik çocukları olan arkadaşlarım var. Bakış açısı içinse, otistik yazarların; Temple Grandin ve Daniel Tammet kitaplarını okudum. Yazarken birçok şeyde olduğu gibi Mel’i doğru yaratmak oldukça riskliydi.  Mel’i yarattıktan sonra ise, beta okurlarımdan aldığım geri dönüşler ve doğru olmasını ummak dışında yapacak fazla birşeyim yoktu. Okurlar Mel’i oldukça sevdi ve güçlü bir bağ kuruldu gibi gözüküyor, bu konuda çok mutluyum.

Dediğimiz gibi farklı bakış açıları ile yazılmış bir kitap, peki bu şekilde yazmanıza sebep nedir? 

Aslında ilk olarak hikaye tamamen Lily’nin bakış açısı ile anlatılmıştı. Ama sorun şu ki; Lily kitabın başladığı tarihten altı ay öncesinden beri Çiftlik’te tutsaktı ve Çiftlik’in çitlerinin diğer tarafı ile ilgili bilmediği çok şey vardı.  Ben de hikayeye Carter’ın bakış açısını ekledim; hem hikayeyinin anlatılması kolaylaşsın hem de okur Çiftlik dışındaki dünyaya dair de birşeyler öğrenebilsin ve Carter’ın motivasyonunu da Lily’den önce anlayabilsin istedim.
Bir kere Carter’ın bakış açısını ekledikten sonra, kafamda bir ışık yandı ve Mel’in bakış açısınında sunulabileceğini farkettim. Hikaye, esas bu noktadan sonra bir araya geldi diyebilirim, çünkü tabii ki; Mel kimsenin bilmediği birşeyler biliyor. Ve son derece kendine has bir sesi var.

Kitaptaki karakterleriniz, karakterleriniz arasındaki ilişkiler son derece gerçekçi, canlı ve derin. Aynı zamanda, okurun onlara bağlanması da kolay. Karakterlerinizi nasıl yaratıyorsunuz? Tamamen kurgusallar mı, yoksa tanıdığınız birilerini temel aldığınız oluyor mu? 

Yarattığım karakterler çok genel anlamda tanıdığım kişilerden temel alıyorlar.
Sanırım Lily, önem verdiği birilerine sahip çıkan her kadıngibi. Bir çok kadın, genç ya da yetişkin olsun, önemsediklerine sahip çıkmak için çabalar.  Mel, hafife alınan herkesi temsil ediyor (hangi genç bu şekilde hissetmemiştir ki?). Ve Carter, sanırım, çoğu erkek sevdiği kızı korumak için herşeyi yapmaya hazırdır. Günümüzde, modern yaşamda inanılmaz derecede cesur olmak için uğraşmamız gerekmeyebilir  ya da sevdiklerimizi korumak için canavarlarla savaşmak durumunda olmayabiliriz ama ben hepimizin içinde bu arzunun olduğuna inanıyorum.

Bu kitap, daha önce yazdıklarınıza bakarsak, sizin alışık olduğunuz alanın biraz dışında kalıyor gibi, peki yazarken özellikle zorlandığınız bir bölüm ya da sahne oldu mu? 

Kitabın ortalarında; Carter’ın oturup, Lily’e Çiftlik’in dışında olup bitenleri anlattığı bir sahne var. Bu sahneyi yazmak gerçekten oldukça zordu çünkü olup bitenler konusunda aktarmam gereken çok fazla bilgi vardı. Sanırım beş ya da altı kere yazdım bu sahnenin farklı versiyonlarını. Aşk romanlarımda hiç böyle sahneler yazmak zorunda kalmıyorum çünkü onlar bizim yaşadığımız, her şeyini bildiğimiz bu dünyada geçiyor. Ama şunu da eklemem lazım, aynı zamanda yazması son derece keyifli de bir sahneydi çünkü Carter ve Lily arasındaki ilk kıvılcım burada ortaya çıkıyor. Bu, başka türlü yoğun hikayede sessiz bir anı paylaşıyorlardı. Ve buna bayıldım!

Hazır yazmak sürecinizden bahsetmişken, bu kitabı yazmak nasıldı, aşk romanlarınkinden farklı mıydı?

Hikayeyi oluşturmam daha uzun sürdü. Vampirlerin gençlerden beslenmek için bir çiftlikte yetiştirmesi fikri dünyayı kurup, karakterleri oturtup, hikayeyi bir araya getirebilmemden yıllar önce aslında ortaya çıkmıştı. Bunun dışında, yazmakta daha uzun sürdü ama diğer tüm süreç aynıydı diyebilirim. Her zaman ilk başta uzun bir kaba taslak çıkartırım ve sonra bunu gözden geçiririm, traşlarım, gözden geçiririm, traşlarım ve gözden geçiririm. Bu kısımları aynıydı.

Distopyan ve gençlik edebiyatı türünde yazmaya devam edecek misiniz? 

Şu anda Çiftlik’in devam kitabı üzerinde çalışıyorum. The Lair, Amerika’da  2013 Kasım’da yayımlanacak. Aynı  zamanda bu ay sonunda yayımlanacak birde ara hikaye üzerinde çalışıyorum. Ondan sonrasını göreceğiz ama bu türü seviyorum ve daha başka bir sürü fikrim var.

Çiftlik’in bir üçleme olacağını duydum? Üçlemenin diğer kitaplarından neler beklemeliyiz? Belki bizimle ikinci kitaptan kısa bir bölüm paylaşabilirsiniz? 

İkinci kitap, Çiftlik’in dışında geçiyor böylece isyancıların neye benzediklerini görüyoruz. Daha fazla aşk, daha fazla ihanet görüyoruz ve sonunda şeytani vampir Roberto ile tanışıyoruz.

Kitaba ait, www.escapethefarm.com diye bir websitesi mevcut. Bize biraz bundan bahsedebilir misiniz? 

Kitabın hayranlarının, bana ulaşabilecekleri, normal aşk romanlarım haricinde bir yer olsun istedim. Bu yüzden bu siteyi açtım. Bu site aynı zamanda okuyucuların, bu dünyaya ve gelecek kitaplara diar daha fazla bilgiye ulaşabilecekleri bir yer.

Ve son olarak, Türk okurlarınıza söylemek istediğiniz birşey var mı? 

Sadece buraya kadar okuduğunuz için teşekkür ederim ve umarım şimdi kitabı alır ve çok seversiniz.

Röportaj ve Yazar : Tuğçe Nida Sevin
Blog : www.tugceninkitapligi.com

0 yorum:

ÜYELER

 
Gizle
Top