30 Mart 2013 Cumartesi
One yorum

Kitaplara Kıymayın Efendiler

























‘’Orospu nedir biliyor musun
Biliyorum, kendini kıçlarıyla koruyan insanlardır.’’

Aslında bana kalırsa her şey Emile Ajar’ın o muhteşem kitabı Onca Yoksulluk Varken’de yazdığı bu sözle başladı. O kadar gerçekçi ki diyecek laf bulamıyor insan. O zaman ne yapalım,  yakalım.
Kimse kitabın yazarıyla pek ilgilenmez. Ama bence kitap okumadan önce yazarın hayatı iyice araştırmalı ki nasıl bir ruh içinde bunu yazdığını anlayabilelim. Karakteri çok önemli demiyorum bakın, dünya kötü huylu yazarların müthiş kitaplarıyla dolu. Ne yapayım yani Dostoyevski kumarbazsa…
Emile Ajar’da, aslında Romain Gary’dir kendisi. Diğer adıyla yazmıştır kitabını ve goncourt ödülünü iki adıyla da ayrı ayrı kazanmıştır. Ama öyle yalnızdı ki ölüm nedeni intihardı. Başarı yalnızlığı gidermiyor ne yazık ki.
Bu kitaptan bahsetmemin sebebine geleceğim. Ömrümde en sevdiğim iki kitap;  fareler ve insanlar bir de onca yoksulluk varken isimli şaheserlerdir.  Onca Yoksulluk Varken’in içinde böyle birçok cümle bulabilirsiniz. Çünkü orada bir orospunun evladının hayatı anlatılır. Ama ben hiçbir zaman o cümlelerin zararını görmedim. Son günlerde duymuşsunuzdur fareler ve insanlar müstehcen bulunduğu için sansüre uğradı. Aynı şekilde öğrencisine şeker portakalı okutuyor diye öğretmenin birine soruşturma açıldı. Buna bir türlü anlam veremiyorum. İki kitapta da müstehcen olan bir şey var da ben mi hatırlamıyorum diye düşündüm. Sonra bir baktım ki, olsa bile aklımda kalmayacak kadar tehlikesiz bir şeydi demekki dedim kendime. O yüzden bu sıralar en çok sorulan soru da bu oldu; ‘’ne var la o kitabın içinde’’

Kardeşim siz bu kitapların üzerine ‘’meb’den onaylı yüz temel eser’’ yazdığınızda aklınız neredeydi. Yani o kitabı okuyan diğer insanları psikolojik sınava tuttunuz da 100kişinin içinden 60 tanesi bu kitaplardan dolayı dengesiz mi çıktı. Kitabı okumadan dava açıyorsun, yazık…
Bu kitapların hiçbirinde müstehcen olan bir şey görmedim. Fareler ve insanlar’da insan ruhunun zarifliği, yaşam mücadelesi, arkadaş olgusu anlatılır. O arkadaş ki kendi arkadaşı başkaları tarafından öldürülmesin diye kendisi öldürmüştür arkadaşını. Eğer müstehcen bulunan şey buysa biraz televizyon izlemeli yetkililer. Kurtlar Vadisini yasaklasın en basitinden. Çünkü kitap kişinin isteğine göre evine ulaşır. Ama televizyon bir nevi zorla dayatmadır. Ortalık sexi erkeklerin çıplak şekilde dolandığı biskivü reklamıyla dolu. O zaman bu mantıkla ilerlendiğinde de o biskivüyü alanlar sapıktır. Küçük İskender okuyan ibnedir.
Ya da müstehcen bulabileceğiniz başka bir eser; grinin elli tonu. Ya da melissa p. nin romanları. Olmadı Kürklü Venüs var Mazoşizmin başyapıtı.  Sex hayatı misyoner pozisyondan öteye geçmeyen insanların tutup da çocuk romanlarını okuyup; ‘’ya bu çocuklar kesin şunu anlar demesi,’’  bir zamanlar Cübbeli Ahmet hocanın barbi bebek çocukları sapıklaştırır demesiyle aynı şeydir. Ben bunda bir art niyet ararım arkadaş.  Oysaki biz çocuklarımıza kitap değil de silah almalıyız değil m? Yakalım tüm kitapları. Pardon onu artık yapamıyoruz. Sansürleyin o zaman!
Bakın askere gidenler bilir. Orada kitap okumanız için ilk önce yetkili kişilerce onaylanmalıdır. Yani kişi ahlakına ve devlet bütünlüğüne zarar verecek eserlerden olmamalı. Kısa bir anımı anlatayım;

 Askere elimde kocaman bir bavulla gelmiştim. Önüme gelen astsubay valizin yarısından kitap çıkardığımı görünce bir şaşırmıştı tabi. Direk '' Hangi okul mezunusun ?'' diye sordu. Gönül isterdi ki harvırd – kenbiriç  falan diyeyim ama öyle olmadı. .'' ortaokul mezunuyum '' dedim, şaşırdı... Neden şaşırıyorsa artık.  Yani zamanında okumak isteyip de okumadığım için hevesim kursağımda kalmış olamaz mı ?

Neyse tam o sırada daha ileride olan karakol komutanı;

'' Bak hele şu çocuğun kitaplarına ne üzerineymiş diye seslendi '' astsubaya
Astsubay eline üç be kitap alıp incelerken, ki tam da rus kitaplarına denk geldi- karakol komutanı bu defa bana seslendi;
- Ne lan o Tolstoylar falan, Rus değil mi onlar ?
- Evet komutanım
- Komunist misin lan sen ?
( götün yiyorsa komunistim de bakim.  yok ılımlı bir devrimciyim dahi diyemezsin yani )
- Yok komutanım
- Nerelisin bakim sen?
- Emrah Ateş Kars emret komutanım! ( tekmil mecburi)
- Bak Kars yakın Rusya’ya
- Evet komutanım ama doğma büyüme İstanbul’luyum
- Haaa benzemiyorsun zaten, ( artık Karslı olunca nasıl görünüyorsan ) istanbul’da Ruslarla bir alakan var mı ?
( baktım bu işi yine kendi yöntemimle çözmem gerekiyor )
- Evet parayı bulunca Aksaray’da arada bir işim oluyor komutanım.
neyse ki gülüşmeler...
Yani düşünsenize sosyalist olmak parayla kerhaneye gitmekten bile kötü geliyor insana.

Sonra hala kitapları elinde tutan astsubay en alttaki diğer iki kitabı tuttu ve seslendi
- Komutanım türk kitapları da okuyormuş. Cemal Süreya ile Orhan Veli var burada
- Boşuna günahını almışız çocuğun komunist diye desene

Neyse ki Cemal Süreya ile Orhan Veli’den pek haberleri yoktu. O insanların şeker  portakalını, fareler ve insanlar, hatta martı’yı bile bildiklerini, okuduklarını zannetmiyorum. Belki biraz okusalardı şu anda farklı düşünebilirlerdi.

Korkuyorum yarın birgün martı Jonathan’ı da devrimci diye içeri atıcaklar.

Yazar : Emrah Ateş
Blog : entellektuelkarsli.blogspot.com


1 yorum:

ELİF dedi ki...

MERHABA
ŞEKER PORTAKALINI YENİ OKUDUM BENCE İLK VE ORTA OKUL ÖĞRENCİLERİNE OKUTULMAMASI GEREKEN NOKTA '' KİTABIN ÇOK İÇ KARARTICI,KEDER DOLU OLMASI''

ÜYELER

 
Gizle
Top