6 Mart 2013 Çarşamba
0 yorum

Göçebe | Stephenie Meyer

Alacakaranlık serisinin yazarı Stephenie Meyer’ın diğer kitabı. Bu kitapta vampirler ya da kurt adamlar yok. Bu kitapta başka bir gezegenden gelmiş, teknolojileri çok gelişmiş fakat bir bedene sahip olmayan, ancak başka bir canlının bedeninde yaşayabilen yaratıklar var. Bununla birlikte Alacakaranlıktaki aşka taş çıkaracak güzellikte, anlamlı bir aşk var.

Yukarıda bahsettiğim canlılar ki kötü yaratıklar değiller güzelim dünyamızı, bedenlerimizi mahvettiğimizi düşünerek insan varlığını ve doğayı korumak adına dünyamıza geliyorlar. İnsanları yakalıyorlar ve bedenlerine yerleşiyorlar, bilinçlerini bastırıyorlar. Böylece herkes mükemmel bir düzen içinde yaşamaya başlıyor. Çocuklar okullarına gidiyorlar. Sağlık hizmetleri ücretsiz. Yiyecekler ücretsiz. İnsanlar muntazam bir şekilde çalışıyorlar. Kısacası her şey mükemmel işliyor. Uzaktan bakıldığında ise belirgin bir fark yok. Sadece ele geçirilmiş insanların göz harelerinde bir parlaklık oluyor. Ele geçirilen insan sayısı arttıkça düzen mükemmelleştikçe kalan insanlar durumu kavrıyor. Sonrasında ise saklanmaya ve kaçmaya başlıyorlar. İşte kitaptaki hikaye ise bu noktada başlıyor. Saklananlardan olan Melanie yakalanıyor ve Göçebe ismindeki yaratık Melanie’nin bedenine yerleştiriliyor. Fakat işler umulduğu gibi gitmiyor. Göçebe, yaşamı için savaşan Melanie’nin bilincini bastıramıyor. Bir bedende iki ayrı bilinç olarak yaşıyorlar. Ve zamanla olaylar gelişiyor. Araya aşk giriyor. Kitapta en sevdiğim nokta aşkın işleniş biçimiydi. Yazar, gerçek aşkı sorguluyor. Biz bedenlere mi aşık oluruz yoksa ruhlara mı?

Fakat benim gözümde yazarın sınıfta kaldığı bir nokta vardı. O da kitabın bilim kurgu yanı. Gerçekten çok zayıftı. Dünya dışı varlıkların gelip dünyamızı hor kullandığımız için bizi yok etmeleri fikrine alışığız esasen. Ya da bu kitapta olduğu gibi biliçlerimize yerleşip mükemmel düzeni kurmaya çalışmalarına. Bu sebeplerden ötürü özgün bulmadığım gibi yazarın yaratıkları anlatışından da hoşlanmadım. Göçebenin türünü anlatırken çok sıkıldım hatta güldüm ‘Bu ne ya!’ diye. İşte öylesi tasvirleri var. Detaylarına girmeyeceğim pek tabi. Ama aşkı işleyişine bayıldım. Öyle güzel işlemiş ki bütün negatifliklerini alıp götürdü benim gözümde. Bu arada Göçebe’nin filmi de 2013 yılının mart ayında vizyona girecek. Şahsen heyecanla bekliyorum. Puanım: 10 üzerinden 7

Arka kapaktan: “Stephenie Meyer, görkemli zihnini ve ruhunu kullanarak karanlık hikayelerini inanılmaz bir aydınlıkla okuyucularına sunuyor. Kahramanları ne kadar büyük acılar çekse de, Meyer hikayelerini ışık ve umutla doldurmayı çok iyi beceriyor.” Orson Scott Card, Ender serisinin yazarı “Harika, yaratıcı, özenli ve güçlü bir roman. Göçebe’yi okuyacakları uyarıyorum: Bu kitap sizi ele geçirecek, saatlerce elinizden bırakamayacaksınız. Son kelimesine gelene kadar aklınızdan çıkmayacak. Stephenie Meyer, kahramanlarını ve hikayesini, Stephen King ve Isaac Asimov karışımı bir usta gibi harmanlamış.” Ridley Peason, Beşikteki Flüt’ün yazarı “Büyüleyici, tutkulu ve eşsiz bir psikolojik gerilim. Stephenie Meyer, Göçebe ile ‘çift karakterli olmak’ tanımına yeni ve şaşırtıcı bir anlam yüklüyor.” Katherine Neville, Sekiz’in yazarı

Yazar : Çağrı Bayraktar

Blog : kitapmolasi.blogspot.com

0 yorum:

ÜYELER

 
Gizle
Top