6 Mart 2013 Çarşamba
0 yorum

Zamanın Ötesinde ‘Akra’da Bulunan Elyazması’

Kurgu ve gerçekliğin sarmallığıyla örülmüş ve günümüzün hızlı tüketim alışkanlıklarının çok ötesinde, zamandan bağımsız bir dünyaya ait olan satırların hüküm sürdüğü bir kitap.

Paulo Coelho  "Tanrı'nın mucizesinin en büyük alameti, yaşamın kendisidir" diye nitelediği yaşam ve değerler üzerine yazdığı kitapta; 14 Temmuz 1099 tarihinden günümüze, değerlerimizin zamandan bağımsızlığına işaret ediyor.
1945 yılının Aralık ayında iki kardeş, Yukarı Mısır'ın Hamra Dom bölgesindeki bir mağarada papirüslerle dolu bir testi bulur.  Kanun gereği papirüsleri yetkililere iade etmek yerine, antika pazarında satmayı tercih ederler. Yetkililerin dikkatini çekmek istemeyen kardeşler, birer birer papirüsleri, karaborsada satmaya başlar. Kardeşlerin arasının açılmasını, 'kötü güçlere' yoran anne, elyazmalarından geriye kalanları bir papaza verir. Papazın papirüslerden bir tanesini müzeye satmasıyla, durumdan haberdar olan yetkililer tarafından, elyazmalarının önemi anlaşılır ve ulusal miras ilan edilir. Hıristiyanlığın ilk yüzyılı ile MS 180 arasında yazılmış metinlerin Yunanca çevirileri olan bu papirüslerin büyük bir kısmı, bugün Kahire' deki Kıpti Müzesi'nde, Kudüs'ün ruhunu yaşatmaya devam etmektedir. Karborsaya düşmüş ve yolunu kaybetmiş elyazmalarından bir tanesi, 1974 yılında Sir Walter Wilkinson adlı İngiliz bir arkeolog tarafından bulunur.  Paulo Coelho'nun Sir Walter Wilkinson'un oğluyla tanışması  ,'Akra'da Bulunan Elyazması'nın başlangıcıdır ve kitap bu gerçeklik üzerine inşa edilmiştir.

Paulo Coelho kitabında, papa uğruna kan döken Haçlılar'ın Kudüs'ü işgalinin bir gün öncesinde hiçbir dine mensup olmayan biri olarak tanıttığı 'Kıpti' vasıtasıyla tarihe atıfta bulunarak değerlerimizi sorguluyor. Farklı  yaş, cinsiyet ve inançta insanların bir meydanda, Kıpti'nin etrafında toplanması ve sadece İlahi Güç'e inanan bu bilge adamın soru cevap şeklinde ilerleyen hikayesi. Sevgi, yalnızlık, mağlubiyet, yaşam, sadakat, güzellik gibi kavramlar sarsıcı şekilde betimlenmiş.

'Sevgi özgürdür ve sesi, irademizin ya da gayretimizin hakimiyetinde değildir'
'Yaşamın en büyük amacı sevmektir. Gerisi sessizlikten ibarettir.'
'Zamanda geriye dönülemez ama isteyen herkes zamanda ileri gidebilir.'
' Yaşamak cesaret gerektirir. Cesaret ise içinde daima sevgi taşır.'
' İnsanlar, dostlar ve düşmanlar şeklinde değil, güçlüler ve zayıflar şeklinde ikiye ayrılır.'
'Gecenin karanlık örtüsü Kudüs şehrinin üstüne çökmüştü ve Kıpti herkesten evlerine dönmelerini ve duyduklarını yazıya geçirmelerini.....istedi.'

Meydandakilerden bir kısmı o günün tarihini  1099, bir kısmı 4859, bir kısmı ise 492 yılı olarak kayıtlara geçirdi. Tarihleri ve Tanrı'ya tapınma biçimleri farklı olan bu insanlar, günümüz dünyasına 'görünmez bir kılıç' sundular.

Hikayenin üç İbrahimi dini için de özel ve kutsal bir şehir olan Kudüs' de geçmesi, anlatılanları sayfalara adeta mühürlemiş. 5000 yıllık tarihi olan bu şehrin her bir taşı, Paulo Coelho'yu selamlıyor. Yahudiler için kutsal olan 'Ağlama Duvarı'nı, Hz. Muhammed'in Mirac sırasında göğe yükseldiği yer olan Mescid-i Aksa'yı, Hz.İsa'nın gömülü olduğu yer olduğuna inanıldığından inşa edilen Holy Sepulchre Kilisesi'ni topraklarında barındıran bu şehir, dinlerin kardeşliğinin sembolü olarak seçilmiş.

Kıpti "Barışın yerine gelen savaş öyle uzun sürecek ki ne zaman sona ereceğini hayal bile edemeyeceğiz" derken, günümüz Kudüsü'ne atıfta bulunuyor. Kurgu ve gerçekliğin sarmallığı, " gecenin karanlık örtüsünün" çöktüğü ve huzurun terkettiği bu şehirin haykırışlarını duymanızı sağlıyor. Kıpti' nin sözleri, aradan geçen yüzlerce yıla rağmen dünya üzerinde ki kötülüklerin, çatışmaların varlıklarını sürdürmeye devam ettiğini ve aynı hataları tekrarlayıp durduğumuzu gözler önüne seriyor. Gelişimi, değerlerimiz boyutunda değil de, daha fazla üretim ve tüketimle, hızla yok etme yeteneğimizle özleştirdiğimizi yüzümüze çarpıyor bu satırlar.

İnsanlığımızı sorguladığımız, nefretin ve korkunun bizi sarıp sarmaladığı bu dünya düzeninde sayfalarını sık sık ziyaret etmenizi önereceğim bir kitap.

Yazar : Özden Coşkun

Blog : tatlidenemeler.blogspot.com

0 yorum:

ÜYELER

 
Gizle
Top