13 Nisan 2013 Cumartesi
One yorum

Her Kitap Bir Hikayedir


Okuduğunuz kitapların akıbetinin ne olacağını hiç düşündünüz mü?
Veya şöyle diyelim; elinize bir yerlerden geçmiş, sahaftan alınma eski bir kitabın başından ne gibi şeyler geçebileceğini düşündünüz mü?

Hayal dünyanıza, kurgu yeteneğinize göre yüzlerce cevap verebilirsiniz bu soru cümlesine. Benim de kafamda farklı farklı cevaplar belirdi.

Bu yazımda, maneviyatını önemsemeden okuduğumuz kağıt yığınlarının dünyasına girdim. Farklı farklı öykülerin, hatıraların içinde buldum kendimi. Kimi zaman şehrin ücra köşesinde unutulmuş bir halk kütüphanesinde; kimi zaman da ilkokula yeni başlamış Alican'ın, pek de alakadar olmadığı kitaplığında... Nereden geldiği, ne gibi badireler atlattığı bilinmeyen bu kitaplar, aslında bir şeyler anlatmak istiyor bizlere. Halini hatırını soran olursa döküyor içindekileri bir bir...

O kitaplar ki; Belki sevgiliye alınan bir hediyedir, tutkulu bir aşkın simgesi olmuş. Belki huzurevinden Kemal Amca'nın köhnemiş kitaplığında sabırla bekleyen bir armağandır; yine huzur evini ziyaret etmiş tatlı bir afacandan. Belki bir albayın, emekliliğini geçirdiği yazlıkta, denize karşı okuduğu şiirlerdir. Belki memleketinden uzakta, yalnızlığa boğulmuş bir üniversite öğrencisinin, kurtulmak için sığındığı bir limandır. Altı çizilen her kelime; belki bir isyandır, yakarıştır, onu yalnız bırakanlara! Alamancı Davut'un; memleketine akrabalarını ziyarete geldiğinde, bavuluna sığmadığı için bıraktığı bir nesnedir sadece... Kışın soğuğunda yaza haykırılan bir şiirdir, Göz yaşlarıyla yıkanmış, bir sırdaştır belki. Mustafa'nın, karşı sınıftan Tuğba'yı tavlamak için kullandığı bir araçtır... Derslerden arta kalan bir hobidir. Belki de dersleri engelleyen, bir tutku... Öyle veya böyle, göz ucuyla hızlı hızlı okuduğumuz nice kitaplar vardır ki, her bir kelimesine nice hayatlar sığdırılmıştır.
Böyle ilginç anıları vardır kitapların. Onun için sahaflar; kağıt alınıp, kağıt satılan ticarethaneler değildir! Üç-beş kuruşa okumalık kitap satan kitapçılar da değildir! Tam tersine anıların, yaşanmışlıkların görücüğe çıktığı pek bir kutsal mekanlardır. Son model makinelerden çıkma, minimalist tasarımlı kitaplar barındırmaz belki ama, hayatın tâ içinden cümleler sunar hayatlarınıza.


Okuduğunuz kitapların akıbetinin ne olacağını hiç düşündünüz mü?  
Veya şöyle diyelim; elinize bir yerlerden geçmiş, sahaftan alınma eski bir kitabın başından ne gibi şeyler geçebileceğini düşündünüz mü?

Hayal dünyanıza, kurgu yeteneğinize göre yüzlerce cevap verebilirsiniz bu soru cümlesine. Benim de kafamda farklı farklı cevaplar belirdi. Bu yazımda, maneviyatını önemsemeden okuduğumuz kağıt yığınlarının dünyasına girdim. Farklı farklı öykülerin, hatıraların içinde buldum kendimi. Kimi zaman şehrin ücra köşesinde unutulmuş bir halk kütüphanesinde; kimi zaman da ilkokula yeni başlamış Alican'ın, pek de alakadar olmadığı kitaplığında... Nereden geldiği, ne gibi badireler atlattığı bilinmeyen bu kitaplar, aslında bir şeyler anlatmak istiyor bizlere. Halini hatırını soran olursa döküyor içindekileri bir bir...

O kitaplar ki; Belki sevgiliye alınan bir hediyedir, tutkulu bir aşkın simgesi olmuş. Belki huzurevinden Kemal Amca'nın köhnemiş kitaplığında sabırla bekleyen bir armağandır; yine huzur evini ziyaret etmiş tatlı bir afacandan. Belki bir albayın, emekliliğini geçirdiği yazlıkta, denize karşı okuduğu şiirlerdir. Belki memleketinden uzakta, yalnızlığa boğulmuş bir üniversite öğrencisinin, kurtulmak için sığındığı bir limandır. Altı çizilen her kelime; belki bir isyandır, yakarıştır, onu yalnız bırakanlara! Alamancı Davut'un; memleketine akrabalarını ziyarete geldiğinde, bavuluna sığmadığı için bıraktığı bir nesnedir sadece... Kışın soğuğunda yaza haykırılan bir şiirdir, Göz yaşlarıyla yıkanmış, bir sırdaştır belki. Mustafa'nın, karşı sınıftan Tuğba'yı tavlamak için kullandığı bir araçtır... Derslerden arta kalan bir hobidir.  Belki de dersleri engelleyen, bir tutku...  Öyle veya böyle, göz ucuyla hızlı hızlı okuduğumuz nice kitaplar vardır ki, her bir kelimesine nice hayatlar sığdırılmıştır.

Böyle ilginç anıları vardır kitapların. Onun için sahaflar; kağıt alınıp, kağıt satılan ticarethaneler değildir! Üç-beş kuruşa okumalık kitap satan kitapçılar da değildir! Tam tersine anıların, yaşanmışlıkların görücüğe çıktığı pek bir kutsal mekanlardır. Son model makinelerden çıkma, minimalist tasarımlı kitaplar barındırmaz belki ama, hayatın tâ içinden cümleler sunar hayatlarınıza. 
Bazı kitaplar vardır ki, yıllar geçmesine rağmen sesini çıkarmadan otururlar bir köşede. İçinde unutulmuş 5 yıllık, 20 yıllık ayraçları vardır onların. Büyük bir heyecanla alınmışlardır. Bir fuardan, bir kırtasiyen, bir kitapçıdan... Ne ilk günkü heveslerini yitirmişlerdir; ne de üstlerine sinen acılı duygulardan kurtulabilmişlerdir. İlgisiz tavırlarımızı umursadıklarını da sanmayın ayrıca. Sizden önce vizyonlarını tamamladıkları; kapaklarındaki yırtıklardan, sayfalarındaki yıpranmalardan aşikar. Ama biz yine de bir güzellik yapalım onlara...  

Şimdi usulca koltuğumuzdan kalkıp kitaplığımıza yönelelim. Güzel de bir kitap alalım elimize. Sonra "Bir dakika! Tüm kitaplar güzeldir!" diye düzeltin beni. Bir de çay koyalım, en demlisinden. Yaslanalım koltuğumuza. Saygılı bir şekilde açalım kapağını. Ardından ağır ağır dolanalım sayfalarında; gözlerimiz raks etsin... Kendimize ait cümlelerimiz olsun... Bizden izler taşıyan karakterlerimiz olsun. Her bir sayfası notlarla dolsun... Sonra manidar bir hediye olsun sevdiklerimize. Onların da hayatlarına nüfuz etsin. Kitabın her bir sayfasına işlemiş, elden ele dolaşan hayatlar olsun. Gülüşlerimiz yankılansın başka mekanlarda... Hüzünlerimiz başka mekanlardan duyulsun... Bir yolculuğa çıksın sayfalara sinen ruhlar... 

Özetle diyeceğim şudur: Kitaplar, aslında kâtiplerine ait değildir. Bizzat onu okuyanlara, içselleştirebilenlere aittir... Kâtip ne yazarsa yazsın o kağıt yığınlarına. Siz yine bildiğinizi okursunuz. Dudaklarınız onların yazdıklarını telaffuz etse de, kalbiniz her bir kelimeye tepkisini gösterir. Ve son olarak şunu söylemek isterim ki. "Her kitap, başlı başlına bir hikayedir."

Yazar : Erdi DEMİR

Blog : kulturelf.blogspot.com

1 yorum:

İrfan Karabulut dedi ki...

Çok güzel bir girişime imza attığınız için sizleri kutluyorum dost arkadaşlarım

ÜYELER

 
Gizle
Top